Sınıf Seçiminde Vekilin Önemi

27 Aralık 2010 | Yazar: admin | Kategori: Marka

Markanın tescil edileceği mal ve hizmetler, Nis Anlaşması ile uluslar arası sınıflandırma esaslarına göre sınıflandırılır. Bu anlaşmaya göre mal ve hizmetler 34’ü mal ve 11’i hizmet olmak üzere 45 sınıfta toplanmaktadır. Şüphesiz; markanın tescil edileceği mal ve hizmetlerin markanın faaliyet amacına uygun düzenlenmesi, başvurunun en önemli konularından biridir. Zira, markanın sağladığı koruma markanın tescil edildiği sınıf ile belirlenmektedir. Burada amaç, tescili istenilen markanın koruyacağı mal ve hizmeti belirlemek, korumanın kapsamını faaliyet alanı ile örtüşür biçimde oluşturmaktır.

Örneğin; ayakkabı tamir hizmeti sunan bir işletmenin, 37. sınıfta tescil alması gerekir iken, yalnızca ayakkabı boyası satan bir işletmenin 02. sınıfta tescili gerekmektedir. Firma, aynı marka ile ayakkabı tamir hizmeti sunarken, aynı zamanda ayakkabı boyası da satacaksa 37 ve 02’nin birlikte seçilmesi gerekecektir. Sınıf tercihinde, korumak istediğimiz ürün/hizmetler ile benzer ürün/ hizmetlerin de tescilinin istenmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Türkiye’de başvuruya konu olan sınıfların, başvuru sahibi tarafından kullanıldığı/kullanılacağına yönelik beyan aranmamaktadır. Ancak 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi “Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir. “ hükmü uyarınca marka başvurusunda sınıf seçimi faaliyet alanı ve gelecek 5 yıl içerisinde faaliyete geçilebilecek alan ile sınırlandırılmalıdır. Burada önerimiz, faaliyet alanınız ve yatırım planlarınız kapsamında konunun vekiliniz ile karşılıklı değerlendirilmesidir.

Yine, marka başvurusunu faaliyet alanından bağımsız olarak, her sınıfta koruma sağlamak isteyen firmalar ile de sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu yönde bir çözüm, teorik olarak 45. sınıflı bir marka başvurusu ile mümkün olabilirse de mevzuatta yer alan 5 yıl içerisinde kullanılmama dolayısı ile açılabilecek davalar sebebi ile önerilmemektedir. Üstelik, bu yönde bir koruma talebinin, markadan doğan korumanın genel mantığı ile örtüşmediği düşünülmektedir. Zira, tanınmış markalar için sınıfa bakılmaksızın tanınan koruma, tanınmış olmayan markalar için yalnızca iltibas tehlikesi ile sınırlandırılmıştır.

Bir başka konu, teknolojinin hızlı gelişimine uyum sağlamakta geciken yasal mevzuat sebebi ile, bazı yeni ürün/hizmetlerin birebir sınıfının tespit edilebilmesi de güçleşebilmektedir. İşte bu gibi durumlarda, vekilin, ürünün hangi sınıf içerisinde yer alacağına ilişkin değerlendirmesi önem taşımaktadır. Konuyu inceleyen vekil, müvekkilin faaliyete konu ürün/ hizmetini net olarak ortaya koymalı, faaliyete konu ürün/hizmeti mal ve hizmet sınıfı ile eşleştirebilmelidir. Sınıflandırmada yer almayan bir ürün veya hizmetin başvuruya eklenmesi kural olarak mümkün olup, ürün veya hizmetin eklenmesi hususunun vekil tarafından ayrıca değerlendirilmesi, hangi sınıfa dahil olacağının tespiti son derece önemlidir.

Tüm bu bilgilerden hareketle şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; sınıf seçimi, korumanın kapsamını belirlemesi sebebi ile son derece önemlidir.

admin
admin


Yorum Yapın




Kategoriler---------------

Blog Yazarları

    Attila Gursel Aysu Dericioğlu Egemen Ekin Dericioğlu Kurt Gonca Adalı Başmakcı M. Kaan Dericioğlu Mevlüt Kutlar