Sanal Dünya’da Hukuk

10 Ekim 2011 | Yazar: admin | Kategori: Röportaj


Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Küçüklüğümden beri bilgisayarlara olan ilgim dolayısıyla bilgisayar mühendisi olmak istemiştim. Fakat üniversite giriş sınavı sisteminin bir anda değişmesiyle bu hayalimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. Onun yerine biraz da ailemin yönlendirmesiyle Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdim. 4 yıllık Hukuk eğitiminin ardından baro stajı ile patent ve marka vekilliğine hak kazanmamın akabinde hayalimi dolaylı yoldan da olsa gerçekleştirebilmek adına Lozan Üniversitesi’nde çok disiplinli bir yüksek lisans programına katıldım. Bu programda yeni teknolojiler ve bilişim konusuyla ilgili kriminal, işletmesel ve hukuki boyutu hakkında eğitim aldım. Bilgisayar yazılımlarının karşılaştırmalı hukukta korunması üzerine olan tezimi tamamladım. Avrupa Patent Ofisi Hukuk ve İçtihat Departmanında bir aylık staja kabul edildim ve ardından Türkiye’ye döndüm. Halen Anadolu Üniversitesi’nde İktisat okuyor olmakla birlikte ağırlıklı olarak Bilişim ve Fikri Haklar sektörüne yönelik hukuki uyuşmazlıklarla ilgilenmekteyim.

Sanal gerçeklik, yapay zeka ve avatarlar hızla yaşamımıza giriyor, bu konular ile ilgili oluşabilecek uyuşmazlıklara cevap verecek hukuki düzenlemeler bilimin hızına yetişebiliyor mu?
Bilim; hukuk için çoğu zaman ileri adımları öngörülemez ve hızına yetişilemez olmuştur. Özellikle internetin gelişimi ve yeni teknolojilerin gelişim hızı inanılmaz bir ivme kazanmıştır. Hukuk bir yana bizler bile günlük hayatımızda bu gelişim hızına yetişemez, takip edemez oluyoruz çoğu zaman. Altı aylık süre içerisinde bir teknolojik gelişmenin bir anda eskidiğini ve uygulama konusu bulamadığını gözlemliyoruz. Bu hızda bir değişime; yasama sürecinin ortalama bir yıl aldığını öngörürsek, yazılı hukuk kurallarının ayak uydurmasını beklememek gerekir. Bununla birlikte bazı ülkelerde bu değişime ayak uydurmak için hukuk kuralları esnek yapıya kavuşturulmuştur. Türkiye’nin de tercih ettiği bu yöntem itibariyle, ilgili uyuşmazlıklar genel hukuk kuralları kapsamında kıyas yöntemiyle çözümlenmeye çalışılmaktadır.

Ne gibi hukuk dışı eylemler söz konusu? Bunlar nasıl çözümleniyor?
Sanal gerçeklikte uyuşmazlıklar insanın hayal gücüyle sınırlı oluyor. Gerçek dünyadaki her türlü hukuk dışı eylemi burada da görmemiz mümkün. Örneğin bir çok popüler sanal dünya platformu size bir yaşam ortamı sunuyor. Oradaki avatarınız (karakteriniz) diğer karakterlerle etkileşim halinde para kazanıyor, ev alıyor, partiler veriyor, popüler hale geliyor, kariyerinde ilerliyor, evleniyor. Hatta sanal dünyada kazandığı para, gerçek paraya dönüştürülebiliyor. Sanal dünyada boş bir arazi alıp üzerine birkaç ev inşa edip bunları yüksek bedellerle satan bir avatar bu parasını gerçeğe dönüştürüp “Business Week” dergisine kapak olabiliyor. Bu gerçeklikle bütünleşmiş sanallıkta, kara para aklamadan tutun terörist eylemler için sempatizan toplamaya çalışan gruplar oluşturmaya, sanal bir banka inşa edip sanal paraları hortumlamadan, sanal fahişeliğe kadar uzanan geniş çaplı bir liste oluşturmak mümkün.

Bunların çözümlenmesi ise maalesef net çizgilerle çizilebilmiş değil. Öncelikle uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme sorunu karşımıza çıkıyor. Bu nokta genellikle ilgili sanal gerçeklik sisteminin kullanım koşullarının içerisinde belirtilmiş oluyor. Buna ek olarak genel kabul edilen uygulama, hukuk dışı eylemin sanal dünya içerisinde kalıp kalmadığıyla ilgili. Örneğin karşılıklı konuşmada iki avatarın birbiriyle konuşması bir dava konusu olacak ise bu dava avatarların sahipleri arasında olacaktır. Öte yandan “savaş oyunu temalı” sanal dünyadaki iki avatarın karşılıklı mücadelesi sonucu avatarlardan biri ölür ise bu bir uyuşmazlığa konu edilemeyecektir. Fakat eylem sanal dünya içerisinde kalsa dahi kullanım koşullarına aykırı davranışın müeyyidesinde nasıl davranılacağı tartışma konusudur. Avatar’ın hak ehliyetinin, sanal dünyadaki menkul ve gayrimenkul mallar üzerindeki hak sahipliğinin varlığı ve kime ait olduğu konuları tartışılmaya başlanmıştır.

Sanal platformlarda ne gibi fikir ürünleri oluşturulabiliyor ve onları korumak adına önlemler alabilmemiz mümkün mü?
Gerçek dünyadaki fikir ürünleri doğrudan sanal dünyaya taşınabilmektedir. Bir otomobil firması, tasarımı kendisine ait olan bir arabayı doğrudan sanal dünyaya taşıyabileceği gibi, bir tekstil firması tasarımı kendine ait ürünleri yine kendi markasıyla satışa sunabilmektedir. Hatta patentli bir ürünü dahi sanal dünyada kullanılabilmesi adına ilgili platforma taşımak mümkündür. Öte yandan gerçek dünyanın aksine salt kodlamadan oluştuğu için bu ürünlerin kopyalanması ve sahtelerinin üretilmesi bir hayli kolaydır. Hatta sanal dünyada olduğu için arada kalite farkı dahi olduğunu farkedemezsinizfark edemezsiniz. Bunlar da aslında sanal para ile oyun içerisinde satıldığı için gerçek hukuktaki gibi fikri haklara tecavüz eylemi oluşturmaktadır. Çoğu sanal dünya sistemi sahibi firma, bu tip hakların korunması için özel ekipler çalıştırmakta ve kopyalama,i kodlama, satışa sunma işlemlerini takip etmektedir. Diğer bir yöntem ise aynı gerçek hayatta olduğu gibi araştırma ve dedektiflik işi yapmak ya da hizmeti almaktır. Maalesef ürünün orijinal olup olmadığını ilk bakıoşta farketmekfark etmek sanal gerçeklikte mümkün değildir. Ancak kodlama yoluyla kaynağa inilmesi gerekmektedir ki; bunu da kullanıcıların algılayabilmesi pek de mümkün değildir.

2011 Eylül Ay-Pi E-Bülten’den alıntıdır.

admin
admin


Yorum Yapın




Kategoriler---------------

Blog Yazarları

    Attila Gursel Aysu Dericioğlu Egemen Ekin Dericioğlu Kurt Gonca Adalı Başmakcı M. Kaan Dericioğlu Mevlüt Kutlar