Genel Müdürümüz M. Kaan Dericioğlu ile Türkiye’de Fikri Haklar Üzerine Bir Söyleşi

06 Nisan 2012 | Yazar: admin | Kategori: Marka, Patent, Röportaj

Markalara ilişkin ceza hükümleri yeniden düzenlenerek yasalaşmış, ancak patent, tasarım ve coğrafi işaretlere ilişkin ceza hükümleri için 2009 yılında verilen tasarı henüz kabul edilmemiştir ve yasal boşluk sürmektedir.

Fikri Haklar hangi unsurlardan oluşur?
Fikri haklar, birer unsur olarak; maddesel olmayan varlıkları oluşturan fikir ürünlerinin korunmasını sağlayan bir hak türüdür. Fikri haklara konu fikir ürünleri, WIPO Dünya Fikri Haklar Örgütü ayırımına göre, iki ana başlık altında değerlendirilir:
Edebiyat ve Sanat Eserlerine ilişkin fikir ürünlerinde “Eser Sahibinin Hakları ve Bağlantılı Haklar”, sanayiye ilişkin fikir ürünlerinde “Sınai Haklar”.
Evrensel nitelik taşıyan bu sistem;
• Eserler için 1857 Telif Nizamnamesi ve 1910 Hakkı Telif Kanunu
• Markalar için 1871 Alameti Farika Nizamnamesi
• Patentler için 1879 İhtira Beratı Kanunu

olarak belirtilecek ilk yazılı düzenlemelerle Türkiye’de oluşmuştur ve cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar geçen uzun zamanda, toplum tarafından fazla ilgi çekmeyen bu düzenlemeler gecikmeli olarak yenilenmiştir.

Türkiye’nin ilk patent kanunu hakkında bilgi verir misiniz?
Türkiye’nin ilk patent kanunu 23 Mart 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunu’dur. Bu kanun, Fransa’nın 1844 yılındaki kanununun bir çevirisidir. 27 Haziran 1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kabul edilinceye kadar 116 yıl, değişmeden yürürlükte kalmıştır. İhtira Beratı Kanunu, buluş yapanlara incelenmeden patent verilmesi sistemini içermekte idi. 1844 yılının koşullarına göre yazıldığı için, bugün patent verilmesine ilişkin ölçütlerden buluş basamağı ölçütünü ve patent istemlerini içermemekte idi. İhtira Beratı olarak adlandırılan belge, bir anlamda bugün yürürlükte olan Faydalı Model Belgesi benzeridir.

1950 li yıllardan itibaren çeşitli tarihlerde patent kanunu tasarılarının hazırlandığı biliniyor. Bu taslak yasalaşmadı mı?
1879 yılından günümüze kadar, yani 131 yıldır; hiçbir patent kanunu tasarısı meclisten geçememiştir.

116 yıl değişmeden yürürlükte kalan bu kanun yerine bir Kanun Hükmünde Kararname kabul edilmesi, kapsam dışı kalan önemli konular oluşturdu mu?
Sınai hakların konusunu oluşturanlardan; patent, marka, tasarım ve coğrafi işaretler için hazırlanan kanun taslakları yasalaşamamış ve bunlar yerine kanun ile alınan yetkiye göre kanun hükmünde kararnameler kabul edilmiştir. Anayasa’nın ilgili maddesi uyarınca, cezaların yalnızca kanun ile düzenlenebileceği söz konusu olduğundan; 1995 yılında düzenlenen kanun hükmünde kararnamelerde, ceza hükümleri kapsam dışı kaldı. Bu nedenle ceza hükümleri ayrı iki kanunla düzenlendi. Ancak dayanağın kanun hükmünde kararnameler olması nedeniyle ceza hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi ve sonuçta henüz yenisi kabul edilmediği için yasal bir boşluk oluştu.

Bu konuda yeni hazırlıklar var mı?
TBMM’de, kanun hükmünde kararnamelerin kabul edilmeleri ardından bir ay içinde bunlara ilişkin kanun tasarılarının verilmesi gerekiyor. 1995 yılında verilmiş olmasına ve aradan 15 yıl geçmesine rağmen bu kanun tasarıları yasalaşamamıştır.
Markalara ilişkin ceza hükümleri yeniden düzenlenerek yasalaşmış, ancak patent, tasarım ve coğrafi işaretlere ilişkin ceza hükümleri için 2009 yılında verilen tasarı henüz kabul edilmemiştir ve yasal boşluk sürmektedir.

Türkiye’nin ilk marka yasal düzenlemesinde ne gibi değişiklikler oldu?
20 Temmuz 1871 tarihli Alameti Farika Nizamnamesine, 1872 yılında ek yapılmış ve 1888 yılında değiştirilmiştir. Sistem inceleme yapılmadan
markaları tescil eden bir sistemden, 27 Mayıs 1955 tarih ve 6591 sayılı kanunla incelemeli sisteme geçilmiştir. 3 Mart 1965 tarih ve 551 sayılı Markalar Kanunu ile 94 yıl yürürlükte kalan nizamname yürürlükten kaldırılmıştır.
30 yıl yaşayan Markalar Kanunu, 27 Haziran 1995 tarih ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmiştir.
Alameti Farika Nizamnamesi; hizmet markalarının tescili, marka başvurularının yayınlanması, üçüncü kişilerin başvurulara görüş vermesi veya itiraz etmesi, marka tescillerinin sınıflandırılması gibi kavramları ve menşe adlarını içermemekte idi. 1965 yılında kabul edilen markalar kanunu tasarısında yer alan söz konusu hükümler tasarıdan çıkarıldığı için; köklü ve çağdaş değişiklikler, 30 yıl gecikmeli olarak, 1995 yılında marka tescil sistemine eklenebilmiştir.

Türkiye bugün marka tescili konusunun neresinde yer almaktadır?
Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) istatistiklerine göre Türkiye, 2008 yılında 74.000 marka başvurusu ile ilk 11 ülke ve 48.000 marka tescili ile ilk 12 ülke arasında yer almıştır. 1995 yılında 16000 olan marka başvurusu sayısının 2009 yılında 72000 ve 1995 yılında 8500 olan marka
tescil sayısının 2009 yılında 56000 olması, marka tescillerinin yapıldığı Türk Patent Enstitüsü alt yapısının güçlendirilmesi çalışmalarını zorunlu kılmaktadır.

2011 Ocak Ay-Pi sayısından alıntıdır.

admin
admin


Yorum Yapın




Kategoriler---------------

Blog Yazarları

    Attila Gursel Aysu Dericioğlu Egemen Ekin Dericioğlu Kurt Gonca Adalı Başmakcı M. Kaan Dericioğlu Mevlüt Kutlar