Fikri Haklar Eğitimi; Tespitler, Öneriler, Son Gelişmeler

31 Mayıs 2011 | Yazar: admin | Kategori: Genel

Geleceğin mühendislerinin, yönetici adaylarının ve hatta hukukçularının “fikir ürünü nedir, nasıl korunur?” soruları ile karşılaşamadan mezun olduklarını biliyor muydunuz?
Evet, bu sorular ile başlayan engin fikri haklar konusu, ne yazık ki öğrencinin kişisel ilgisine bırakılmış durumda. Bilginin en değerli hazine kabul edildiği  günümüzde, fikir ürününün korunması konusunda karşılaştığı acı tecrübeler sonucunda bilgi sahibi olan şirket yöneticilerimiz, tasarımcılarımız ve mühendislerimiz aslında yalnızca kendi özgün fikir ürünlerini koruyamamakla kalmıyor; korunamayan fikir ürünleri, özgün ürünler ortaya koyma yolundaki motivasyonu da azaltarak Türkiye’nin sosyoekonomik gelişimini olumsuz yönde etkiliyor.
Multi disipliner bir bilim dalı özelliği gösteren fikri haklar hukukunun,  hangi enstitü adı altında, hangi bölüm ve bilim dalı içerisinde değerlendirileceği pek çok kez tartışılmış; bu tartışmalar kimi zaman Fikri Haklar Enstitüsü olarak başlı başına bir yapı kurgusu önerisi ile kimi zaman ise, özellikle hukuk fakültelerinde bir takım yapılanmalar ile çözüme kavuşturulmaya çalışılmış. Oysa hukuk fakültelerinde bile zorunlu ders olmayan bu konu, multi disipliner özelliği sebebi ile; bir tasarımcı, bir mühendis veya bir işletmeci için de son derece önemli. Henüz bir anabilim dalı olmamasına rağmen, üniversitelerin bir kısmında seçmeli, bir kısmında ise zorunlu ders olarak okutulan fikri haklar hukuku dersinin müfredata girmesi konusu ise gün geçtikçe ivme kazanırken; TPE, EPO, WIPO gibi kuruluşlar da bu konuda pek çok eğitim düzenliyor.
Türkiye’de ilk kez 1940 yılında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, seçimlik ders olarak programa alınan “Fikir Hakları Dersi” bir dönem ticaret profesörü E. Hirsch tarafından daha sonra da medeni hukuk kürsüsü tarafından verilmiş. 1997 yılında ise, Ankara Üniversitesi Fikri ve Sınaî Haklar Araştırma Uygulama Merkezi kurulmuş. Kısaca FİSAUM olarak anılan merkezin kurulması önemli bir adım olsa da, bu adım fikri haklar alanında doktora yapmak isteyen bir öğrencinin yine ticaret hukuku ana bilim dalında eğitim görmesi gerekliliğini ortadan kaldıramamış. Bir başka deyişle; bu büyük adım dahi, anılan bilim dalının özel uzmanlık alanı olarak kabul edilmesini sağlayamamış.
Devletin temel yol gösterici dokümanları olan, Kalkınma Planı raporlarında da bu konu sıklıkla incelenmiş. Örneğin 7. Kalkınma Planında (Fikri ve Sınai Haklar ÖİK Raporunda) fikri mülkiyet hukuku dersleri seçmeli ders olduğu ve bu alanda eğitim görmüş ve uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmediği, ders için ayrılan sürenin haftada bir saat olduğu, ders kitaplarının sadece yürürlükteki kanunların yorumlamasını içermekte olduğu ve yüksek öğrenim dışında, temel eğitim düzeyinde de yetersiz olduğu tespiti yapılmış ve hukuk fakültelerinde temel ders olarak okutulması gerekliliği, yüksek lisans programları dahil eğitim ve öğretimin tüm aşamalarında yer verilmesi gerekliliğine değinilmiş. Aynı tespit ve öneriler, ilerleyen yıllardaki kalkınma planlarında da yer almaya devam etmiş.
Kısacası eksiklikler belli;
Öncelikle, üniversitelerin hukuk fakültelerinde fikri haklar hukuku temel ders programlarına alınmalı.
Temel bilimler ve mühendislik fakültelerinde ve hatta günümüzün yöneticilerini yetiştiren işletme fakültelerinin özellikle MBA programlarında fikri haklara geniş yer verilmeli.
Fikri haklar hukuku, hukuk fakültelerinde bağımsız bir ana bilim olmalı.
Fikir ürününün değerini algılayan, yaratıcılığı teşvik eden ve bir başkasının ürününü taklit etmek yerine sürekli gelişen ve üreten bir toplum için, yalnızca üniversitelerde değil, ilköğretimden itibaren tüm eğitime yayılmış bir bilinç yerleşmeli.
Türk Patent Enstitüsü’nün fikri haklar eğitimi ile ilgili yürütmekte olduğu çalışmalarına ek olarak, fikri haklar sektörü çalışanları da konuya aktif olarak destek vermeli. Ankara Patent Bürosu Genel Müdürü ve kurucu ortağı Sayın M. Kaan Dericioğlu tarafından hazırlanan ve 2010 yılında TUSIAD tarafından yayınlanan sekiz ciltlik Fikri Haklar Sözlüğü, 2009 yılında 4. Baskıya ulaşan İstanbul Sanayi Odası tarafından yayınlanan Fikri Haklar Kılavuzu, tarafımızca Fikri Haklar Eğitimine sunulan aktif destekten yalnızca birkaçı.
Böylelikle, Türkiye’de kalkınmanın önünü açabilmek için fikri haklar eğitimi yerleştirilip yaygınlaştırılmalı.

admin
admin


Yorum Yapın




Kategoriler---------------

Blog Yazarları

    Attila Gursel Aysu Dericioğlu Egemen Ekin Dericioğlu Kurt Gonca Adalı Başmakcı M. Kaan Dericioğlu Mevlüt Kutlar