Blockchain Teknolojisi ile Zaman Damgası Alınması…

Blockchain’in ilk defa 2008 yılında Satoshi Nakamoto takma adlı bir kişi veya bir grup tarafından yayınlanan “Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System” (Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi) başlıklı makale ile anlatıldığı ve sonrasında yaygınlaştığını bilmekteyiz. Her ne kadar günümüzde yine popüler olarak kripto paralar dünyası için kullanılsa da sistemin getirdiği yenilikçi teknoloji ve olanaklar sayesinde e-ticaret, dosya paylaşımı ve haberleşme gibi çeşitli servis işlemleri için de Blockchain teknolojisi kullanılmakta ve bu sayede her türlü bilgi kayıt altına alınabilmektedir. Bu konu çerçevesinde en çarpıcı örneği Edurne ve Mayel çiftinin 1 Aralık 2015 tarihinde evliliklerini bir devlet kurumunun onayıyla değil Blockchain üzerinden gerçekleştirmeleri olarak gösterebiliriz. (http://merry.emo.world/index.html )

Bilginin kayıt altına alınması, diğer bir deyişle zaman damgası alınması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda belirtilen ve sahibinin hususiyetini taşıyan; ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri, bilgisayar programları gibi her nevi fikir ve sanat ürününün zaman bakımından ispatı içinde kullanılabilmektedir. Zira, eserler meydana getirildikleri an itibarıyla doğal bir korumaya tabi olup, ayrıca bir tescile gerek yoktur. Eserin herhangi bir kuruma kayıt (tescil) ettirilmesine ya da onaylattırılmasına gerek olmadığından henüz yayınlanmamış bir eserin haklarının ihlali durumunda eser sahipliğinin kanıtlanması ve eserin ilk kim tarafından meydana getirildiğinin zaman bakımından ispatı zaman damgası ile mümkün olmaktadır. (“Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 27.maddesinde değinildiği üzere “Herkesin sahibi bulunduğu (yarattığı) her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserinden doğan manevi ve maddi yararlarını korunmasını isteme hakkı vardır.”) İnternetin olmadığı, teknolojik gelişmelerin bu kadar yaygın olmadığı geçmiş yıllarda bu ispat; kapalı bir zarf içine konulan eser kopyasının taahhütlü posta yolu ile gönderimi yapılarak ve de zarfın üzerine tarih atılarak gerçekleştirilmekte iken veya noter aracılığı ile eserin yazılı olduğu dökümlerin üzerinde tek tek tarih basılması ile sağlanmakta iken günümüzde Blockchain teknolojisi ile sadece bilgisayar veya cep telefonu kullanarak dijital ortama verilerin aktarılması ile yapılabilmektedir.

Geçmiş yıllarda çeşitli yöntemlerle alınan veya günümüzde Blockchain teknolojisiyle alınabilen bu zaman damgaları için atlanmaması gereken en önemli husus, bu işlemlerin bir koruma sağlamadığı, ancak ve ancak korunmasının sağlanabilmesi için bir ispatı ortaya koyması olduğunu vurgulamak gerekir. Bunu bir örnekle açıklamak gerekir ise, A kişisi tarafından oluşturulmuş ve zaman damgası alınmış bir eser için sonrasında B kişisi de “aynı eser için” zaman damgası alabilmekte, anılan bu sistemlerin hepsi “daha önceki bir tarih için zaman damgası alınmıştır” gerekçesi ile işlemi iptal, red etmemekte ve de aynı şekilde B kişisi için de zaman damgası oluşturmaktadır. Ancak A kişisinin aldığı zaman damgası daha sonraki bir saat, gün, tarih için geçerli olduğundan öncelik ispatını kendisine sağlamıyor olacaktır ve yaptığı işlemin altı bu anlamda pek doldurulamayacaktır.

Toparlamak gerekir ise, gümümüzde Blockchain teknolojisiyle ile anılan zaman damgalarının olası davalarda delil başlangıcı olarak kullanılabileceği Türkiye’de ve çoğu gelişmiş ülkelerin yazılı mevzuatında da açıkça belirtilmektedir. Her ne kadar sistem yukarıda açıklandığı gibi koruma sağlamasa da korunmasının sağlanabilmesi bu anlamda güçlü bir ispatı ortaya koymaktadır.  

 

 Figen YEŞİLTEPE

 İstanbul Büro Yöneticisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir