Çin Otomotiv Sektörünün Geleceğini Şekillendiriyor

McKinsey’in araştırmasında otomotiv sektörüne ilişkin olarak, Çin hükümeti tarafından uzun süredir beklenen önemli bir düzenleme getirilmiştir. Pekin, sadece dünya standartlarında bir otomotiv sektörünü yaratma emelinin dışında, batı toplumlarında bir hak olarak görülen iyi donanımlı taşıt araçlarının Çin vatandaşları tarafından da kullanımına imkân vermek istemiştir. Bu hedefe ulaşabilmek için ise; hükümetin mevcut sanayi politikasında değişiklikler yapmasına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılayacak düzenlemeler ise şimdilik taslak durumdadır.

 

Çin pazarı, taşıt araçları piyasasında dünyadaki en yüksek oranda satış rakamlarının gerçekleştiği pazar özelliği sergilemektedir. 2010 yılına kadar Çin’in dünyanın en büyük ikinci otomotiv pazarı olması beklenmektedir. İlk sırada bilindiği gibi ABD bulunmaktadır. Bu arada yeni düzenlemeyle uygulanacak olan politikanın Çinli ve uluslararası sektör temsilcileri üzerinde birkaç yılda etkileri görülebilecektir.

 

On yıllık bir geçmişe sahip olan sektöre ilişkin mevcut hükümet politikasının temel amaçları arasında, uluslararası üreticilerden yerli üreticilere teknoloji transferini gerçekleştirerek, yabancılar tarafından desteklenen kamu sahipliğinde bir sektörü geliştirmektir. Politikanın planlı ekonominin özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Sektöre giriş güçtür. Örneğin devlet kuruluşlarının yatırım planlarını onaylaması gerekmektedir. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyeliğine rağmen, yabancı bir şirketin Çinli bir otomotiv firmasıyla ortaklık yapması mümkün olup, bu ortaklığın yüzde 50 oranını geçmemesi gerekmektedir. Hatta iki yıl öncesine kadar yeni ürünlerin dahi merkezi hükümet tarafından onaylanması gerekmekteydi.

 

Mevcut politikanın ise daha karışık denebilecek sonuçları olmaktadır. Çin’in kamu kurumları ve onların yabancı ortakları tarafından mülkiyeti olan büyük ve gelişen bir otomotiv sanayi tabanı mevcuttur. Bu ortak girişimler tarafından üretilen araçların büyük bir bölümü yabancı ortakların markalarıyla satılmaktadır. Ayrıca, Çinli tüketiciler ortalamada bakıldığında Japonya, ABD ve Batı Avrupa’da üretilen araçlara göre %30-40 oranında daha fazla bedel ödemektedir. Fiyatlarda yüksekliğin önemli nedenlerinden biri; üretimde kullanılan malzemelerin büyük ölçüde verimsiz çalışan ülke içindeki tedarikçilerden elde edilmesi zorunluluğudur.

 

Düzenlemelerin getirdiği güçlüklere rağmen bazı özel sermeyeli şirketlerin bu pazara sürpriz girişler yaptığı görülmektedir. The Brilliance China Automotive, Chery Automotive ve Geely Automotive gibi markalar, devlet tarafından desteklenen üç otomotiv grubunun satışlarına göre 5 kat daha fazla satış yapabilmiştir. İflas etmiş olan kamu kuruluşlarını satın alan bu girişimler, otomatik ve manuel üretim süreçlerini optimize ederek sermaye yatırım ihtiyacını azaltmayı başarmıştır. Gerek kamu kuruluşları, gerekse de ortak girişimlerin, örneğin iç piyasadan mal tedarik etmek gibi yükümlülüğü olmayan söz konusu yeni rakiplerin maliyet düşürücü imkanlara sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca, yabancı ortaklara lisans ücreti ödemek gibi bir zorunlulukları olmayıp, daha çok düşük ücret ödenen coğrafi bölgelerde üretim yapmaktadır. Genelde bakıldığında, Çinli firma ve yabancılar arasında tesis edilen ortak girişimlerle kıyaslandığında ilişkilerini daha çok bir girişimci mantığıyla oturttukları ve sürdürdükleri, böylece çok sayıda bürokratik yükü de ortadan kaldırabildikleri izlenmektedir.

 

Bu tarz girişimlerin elde ettiği başarının Çin’in güncellenen otomotiv sektörü politikası ekseninde, hükümeti daha da teşvik etmesi gerektiği düşünülmektedir. Özel girişimlerin ve otomotiv sektöründe var olmayan kamu girişimlerinin sektöre girişlerinin önündeki engellerin kaldırılması gereklidir. Yeni politikanın beraberinde sektöre girişin önünde çeşitli engelleri yaratacağı da düşünülmektedir. Bu duruma bir örnek verilecek olursa; firmalara belirli bir büyüklük sınırı getirilebilir. Devletin kamu mülkiyetindeki üretici firmalara aktardığı kaynaklara son verilmeli, bu kaynak transferini ticari bankalara bırakması gerekmektedir. Sektöre girişin engellenmesi konusunda dikkat edilmesi gereken alanlardan biri de yabancı yatırımcıların mutlaka yerel üreticilerle ortak girişimler oluşturması zorunluluğudur. Ortak girişim modelinin devam ettirilmesinin sadece verimsiz olan kamu kuruluşlarını desteklediği düşünülmektedir.

 

Otomotiv sektörü özelinde bir değerlendirme yapıldığında, Çin’in sektöre ilişkin piyasa mekanizması koşullarını benimsemesi gerektiği görülmekle beraber, devletin de bu süreç boyunca önemli görevleri olduğu açıktır. Örneğin, egzoz gazı emisyonları ve güvenlik standartları gibi alanlarda düzenlemeleri geliştirmek gerekmektedir. Yerel oyuncuların teknoloji geliştirme potansiyellerini teşvik edici, örneğin elde edilen karlardan Ar-Ge projelerini finanse edecek kaynak yaratma konusunda düzenlemeler getirmek verilebilir. Geliştirilen bu teknolojilerin yerel üreticilere lisanslanmaları böylece mümkün olabilir, sonuç olarak da emisyon kontrolü yapacak olan teknolojilere yapılacak yatırımların caydırıcı etkisi ortadan kaldırılmış olacaktır.

 

Son birkaç yılda Çin otomotiv sektörünün çok hızlı büyüme performansı, bazı başarısızlıkların görülmesini engellemiştir. Politika yapıcıların bu konuları ihmal etmeleri durumunda, Çin’in bu alandaki yerel ve uluslararası potansiyelinin önü kesilmiş olacaktır. Devletin yerel otomotiv sektörünün doğru istikamette hareket etmesi için yönlendirici rolü göz ardı edilmemelidir.

Selçuk Karaata

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir