ELISHA GRAY VE PATENT VEKİLİNİN ÖNEMİ

Elisha Gray kimdir diye sorsam, eminim, hemen hemen hiç kimse doğru cevabı bilemez. Ancak Graham Bell kim desem, herhalde, istisnasız herkes telefonun mucidi olduğunu bir çırpıda söyler. Bu iki adamın birbirleriyle ne alakası var birazdan anlatacağım ama önce biraz tarih dersi: 1800’lü yılların ikinci yarısı, 1838 yılında Samuel Mors tarafından icat edilen ve kendi adını taşıyan kodlama sistemiyle çalışan elektronik telgraf sayesinde uzak mesafeler arasında neredeyse anlık mesajlaşmalar gerçekleştirilebiliyordu. Bu icattan sonraki yirmi yıl içinde Amerika Kıtası’na yayılan Avrupalı göçmenler, direkler ve ağaçlar üzerinden çekilen telgraf telleri sayesinde, Doğu Kıyısı ile Batı Sınırı’ndaki kasabalar arasında iletişimi sağlayabiliyordu. Bununla birlikte 1860’larda elektrik mühendisleri teller aracılığıyla sesleri de iletmek için çabalıyorlardı. Bunlardan ikisi, Amerikalı mühendis Elisha Gray ve İngiliz mühendis Alexander Graham Bell’di. İşte hikayemiz tam burada başlıyor. Aslında çeşitli kaynaklarda iki ayrı hikâyeden bahsediliyor ve ben burada size ikisini de anlatacağım. İki öykünün de ortak noktası, bir patent vekili avukat.

Hikayelerimizin ikincisi bana daha gerçekçi gelse de size önce diğerini anlatacağım. Hikayelerimiz 1876 yılının 14 Şubat gününde Bell ve Gray’in tesadüfen(!) New York’taki ABD Patent Dairesine ayrı ayrı patent başvurusunda bulunmasıyla başlıyor. Bu tesadüf, telefonun geliştirilmesine sebep olacak, teller aracılığıyla ses iletimi buluşunun patentini kimin bulduğu konusunda ihtilafa neden oldu. Taraflar konuyu mahkemeye taşıdı ve uyuşmazlık mahkemesi Bell’in lehine karar verdi zira Bell’in patent vekili avukatı başvuruyu Gray’inkinden iki saat önce teslim etmişti. Gray için büyük hayal kırıklığı ile sonuçlanan bu durumun nedeni ise çok trajikomik çünkü Gray’in avukatı o gün tam patent dairesinin yolundayken birden acıktığını hisseder ve öğle yemeği yemek için bir lokantaya gider. Yemeğin tadını çıkaran avukat patent dairesine gecikir. Bu gecikme belki de Gray’in tarih sahnesinden silinmesine, şöhret ve paraya kavuşamamasına sebep olur.

Gelelim bu hikâyenin diğer versiyonuna. Davaya kadar olan kısım aynı. Olay davalık olur ve davada birkaç ilginç bilgi de ortaya çıkar. Aynı gün başvurusu yapılan tasarımlardan Bell’in başvuru metninde yer alan ama çizimlerde gösterilmeyen sıvı aktarıcıya ait ifadeler, Gray’in başvurusunda da yer alan ve ayrıca çizimlerle gösterilen sıvı aktarıcıya inanılmaz şekilde benzemektedir. 19 Şubat’ta Amerikan Patent Ofisi bu şaibeli durumdan dolayı Bell’in patent başvurusunu askıya alıp, Gray’e başvurusunu tamamlaması için 3 ay süre verir. O tarihlerde Amerikan Patent Ofisi patent başvurularında bahsi geçen tasarımların çalışan bir prototipini görmek istemekteydi. Bell’in elinde gösterebileceği bir örnek yoktur.  Avukatı Gray’e, Bell’in başvurusunun 20 Ocak 1876’da, yani meşhur 14 Şubat 1876 başvuruları yapılmadan önce, noter tarafından zaten onaylandığını söylemiş, bu yüzden Gray’e, başvurusunun peşini bırakmasını “tavsiye” etmiştir. Gray daha sonra avukatının tavsiyesini yerine getirip, yazılı olarak bu mücadeleden çekildiğini söylemiş, Bell de en sonunda 7 Mart 1876’da 174465 no’lu Amerikan Patenti’ni almayı başarmıştı.

Bell’in patent başvurusu 7 Mart’ta onaylanmışken, 8 Mart’ta Bell’in not defterine Gray’in tasarımına çok benzeyen bir düzenek çizilmiş, 10 Mart’ta ise Bell sıvı aktarıcıyı kullanarak insan sesini anlaşılır şekilde iletebilen bir düzeneği çalıştırmayı başarmıştı. Aslında Bell daha sonraki deneylerinde ve halka açık gösterilerinde bu düzeneği bir daha kullanmayacaktı ve bunun yerine geçecek olan elektromanyetik düzenekle çalışan telefonunu geliştirecekti. Ama başvurusunda Gray’in sıvı aktarıcılı tasarımından sadece bahsetmek bile Bell’in patent beratını almasına yetmişti.

Yaklaşık bir yıl sonra, 2 Mart 1877’de Bell Gray’e bir mektup yazmış, bu mektupta Gray’in tasarımının “suyun içinde titreşen bir tel ile alakalı olduğunu” bildiğini itiraf etmişti. Ama bu tarihte Gray’in tasarımı hala saklı tutuluyordu. Peki Bell bu detayı en başta nasıl öğrenmişti? 1879’da Bell yeminli ifade verirken, dönemin patent memuru ile Gray’in tasarımı hakkında üstünkörü bir sohbet ettiğini söyleyecekti. Diğer taraftan söz konusu patent memuru, 1886 tarihli yeminli ifadesinde 1876’da alkolik olmakla beraber Bell’in avukatına para borcu olduğunu, kurallara aykırı olmasına rağmen ona Gray’in başvurusundan bahsettiğini, üstüne bir de amirlerine Bell’in başvurusun Gray’inkinden daha önce ulaştığını rapor ettiğini söyleyecekti. Bu inanılmaz ifade gazetede yayınlandıktan 3 gün sonra ise Bell bütün bu iddiaları yazılı ve yine yeminli olarak reddedecekti.

elish

Şekil 1 Ön planda Elisha Gray’in 14 Şubat 1876 tarihli patent ön başvurusuna ait sıvı aktarıcı çizimi, arka planda ise Alexander Graham Bell’in 8 Mart 1876 tarihli not defterini ve yuvarlak içine alınmış sıvı aktarıcı çizimi.

Gray’in, ne yazık ki, bilmediği bir başka ayrıntı ise kendi avukatının hesabına mahkeme sürerken Bell’in şirketi tarafından düzenli olarak para yatırıldığıydı. Acaba bunu bilse yine de avukatının tavsiyesini yerine getirip davadan çekilir miydi? Gray bütün bu gerçekleri sonradan öğrendiğinde telefonu aslında kendisinin icat ettiğini söylemiş, Bell’i casuslukla suçlayıp olayın peşinden gitmeye çalışmış, ama kendi isteğiyle mücadeleden daha önce çekildiği için artık iş işten geçmişti.

Alexander Graham Bell zamanının en üretken mucitlerinden biriydi. Böyle bir casusluğa ihtiyacı olmadığı bir gerçek. Zaten Bell’in başvuru metnine eklenen Gray’in çizimine ait ifadelerin de avukatı tarafından Bell’in bilgisi dışında eklendiği sanılıyor. Ne var ki avukatların yarattığı bu karışıklıktan Bell’in itibarını kaybetmeden çıkması mümkün değildi. Tabii bir de kazanılan milyon dolarlar vardı.

Bu hikayelerden çıkaracağımız derse gelince; elbette burada bahsi geçen işine saygısı olmayan, ahlaksız ve suçlu bir patent vekili avukatın bizim ile yakından uzaktan benzerliği olamaz ama bir vekilin neleri değiştirebileceğinin, sorumluluklarını (başvurunun büyük bir gizlilik ve çabukluk içinde yapılması gibi) yerine getirmemesinin nelere mâl yol açabileceğinin açık bir göstergesidir Gray’in bilinmeyen hikayesi. Tersi olsaydı belki de Graham Bell’i değil de Elisha Gray’i hepimiz tanıyorduk şimdi.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. http://historythings.com/elisha-gray-telephone-controversy-alexander-graham-bell/
  2. Jack, Albert (2015), İcat Çıkarma, Eksik Parça Yayınları İstanbul, 2016.
  3. https://en.wikipedia.org/wiki/Invention_of_the_telephone
  4. https://en.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray_and_Alexander_Bell_telephone_controversy

Attila Gürsel

Genel Müdür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir