COĞRAFİ İŞARETLERİN ULUSLARARASI ALANDA KORUNMASI

Coğrafi işaretlerin uluslararası alanda korumaları konusunu değerlendirmeden önce kısaca coğrafi işaret kavramını incelemek ve korunmasına neden ihtiyaç duyulduğunu değerlendirmek gerekmektedir.

Türk Patent ve Marka Kurumu’nun tanımı ile “coğrafi işaretler belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir.” Coğrafi işaretler işaret ettikleri kaynağa göre “appellations of origin” yani “menşe adı” ve “indication of source” yani “mahreç işaretleri” olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Menşe Adı; coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşeri unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlardır.  Bu ürünlere, “Bordeaux Şarabı”, “Trabzon Tereyağı”, “Antep Fıstığı”, “Malatya Kayısısı”, gibi ürünleri örnek vermek mümkündür. Mahreç İşareti ise; coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan işaretlerdir. Bu ürünlere “Hereke Halısı”, “Trabzon Ekmeği”, “Antep Baklavası”, “Adana Kebabı” örneklerini vermek mümkündür.

Yukarıda değinilen örneklerden de anlaşılacağı üzere coğrafi işaretler; geçimini tarım, hayvancılık ve el sanatları ile sağlayan yerel üreticilere önemli bir gelir imkanı yaratmaktadır. Söz konusu ürünler, sahip oldukları nitelikler ile tüketici nezdinde bir güven oluşturmaktadır ve tüketicilerin o ürünü tercih etmesine sebep olmaktadır. Bu doğrultuda tarım ürünleri çok çeşitli olan ve özellikle el sanatları konusunda büyük bir alanı olan ülkemizde coğrafi işaretlerin korunması özellikle önemlidir.

Dünya’da coğrafi işaretler denildiğinde ilk akla gelen ve bu konuda en köklü geçmişe sahip olan ülke Fransa’dır. Türkiye’de ise fikri ve sınai haklar hukukuna Coğrafî işaret kavramı, Coğrafî İşaretlerin Korunması Hakkında 555 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 1995 yılında girmiştir. Şu anda ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun madde 33-54 hükümlerine göre düzenlenmektedir. Coğrafî işaretlere nitelikli bir koruma sağlayan bu düzenlemeler, Avrupa Birliği mevzuatı ve -pek çoğuna ülkemizin de taraf olduğu- uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Türkiye;

  • 1883 tarihli Paris Sözleşmesi’ne;
  • 1891 tarihli Madrid Sözleşmesi’ne;
  • 1994 tarihli Ticaretle Bağlantılı Fikri Haklar Sözleşmesi’ne (TRIPs) taraftır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu büyük oranda değinilen sözleşmeler ile uyumlu bir biçimde düzenlenmiştir. Türkiye’deki coğrafi işaretlerin uluslararası alanda korunması ise öncelikle Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmesi ile mümkün olabilmektedir. Fakat bu koşul tek başına yeterli değildir. Zira Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmiş bir coğrafi işaret ülkesellik ilkesi gereğince yalnızca Türkiye’de geçerlidir. Başka bir deyişle coğrafi işaretler ülke çapında koruma elde etmektedir. Koruma talep edilen her bir ülkede ayrı ayrı başvuru yapılması gerekmekte ve buna bağlı olarak da işlem sayısı ve maliyeti de artmaktadır.

Avrupa Birliği Coğrafi İşaret Hukuku’nda ise koruma sağlanan bölgelerin kapsamı açısından durum biraz farklıdır. Avrupa Birliği tarım politikasında önemli bir yeri olan coğrafi işaretler; üreticileri teşvik etmek, yerel ürünlerin satış ve pazarlamasına katkıda bulunmak ve ürünlerin kalitesini arttırmak amacı ile korunmaktadır. Bu bakış açısı ile tek bir tescil işlemi ile coğrafî işarete konu olan ürün, tüm Avrupa Birliği çapında koruma kazanmaktadır. Türk coğrafi işaretleri Avrupa Birliği’nde tescil edilebilir ve bunun için üye devlet olma zorunluluğu yoktur.

Avrupa Birliği’nin en belirgin farklarından birisi de ürün tipi açısından sadece belirli tarım ürünleri ve gıda maddeleri üzerindeki coğrafî işaretlerin tesciline izin vermekte olmasıdır. Türkiye’de coğrafî işaret olarak tesciline izin verilen doğal ürünler, maden ve el sanatları ürünleri, tarım ürünleri ve sanayi ürünlerinin de tamamının Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret olarak tesciline izin verilmemektedir. Örneğin; Hereke, Simav, Bünyan Halısı, Eskişehir Lületaşı, Erzincan Bakır İşlemeciliği, Türk Rakısı vs. Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret olarak tescil edilememektedir. Yine de uzun dönemde değerlendirildiğinde oldukça geniş bir pazar imkanı sağlayan uluslararası alanda coğrafi işaretli ürünlerin kullanımı, ekonomik açıdan oldukça karlıdır. Yöresiyle özdeşleşen bu ürünlerin, üreticileri için oluşturduğu değer aynı zamanda menşe ülke için de kalkınmaya ciddi bir katkı sağlamaktadır.

Özetlemek gerekir ise, coğrafi işaret tüm ülkelerin ekonomileri ve kalkınmaları için önemli bir araçtır. Coğrafi işaretlerin korunması ve bu husustaki hakkettiği önemin coğrafi işaretli ürünlere verilmesi halinde Türkiye’nin de coğrafi işaretler alanındaki zenginliğini dünya çapında tescilde önemli bir oyuncu olacağı aşikardır.

Deniz Yılmaz

Yurt Dışına Marka Uzmanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir