551 SAYILI MÜLGA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE SINAİ MÜLKİYET KANUNU’NDA PATENTİN KULLANMA HÜKMÜNÜN KARŞILAŞTIRMASI

Bilindiği gibi patent sistemi ile ülke ekonomisine katkı sağlamak amacı güdülmekte olduğundan, inovasyon yapan kişilere ülke ekonomisinde yaratılan değer ve ülke kalkınmasında oynanan rol nedeni ile bir süreliğine gerçekleştirilen inovasyonu tek başına kullanabilme hakkı tanınmaktadır. 20 yıl, patent konusu buluşun başvuru sahibinin tekelinde olması açısından oldukça uzun bir süre olduğu için, hem serbest ticaretin sekteye uğramasını önlemek hem de inovasyon yapan kişinin üretim yapabilecek durumda olamaması halinde, yapılan inovasyonun üçüncü kişilerce kullanılabilmesini sağlamak amacı ile buluşu kullanamayan başvuru sahiplerinin buluşu kullandırmasını teşvik etmek için bazı kurallar konmuştur.

Bu kurallara göre patent konusu buluşun kullanımının veya kullanılmama nedeninin Türk Patent ve Marka Kurumu(Türk Patent) nezdinde kayıt edilmesi ya da patentin üçüncü kişilerce kullanılabileceğinin lisans teklifi yolu ile üçüncü kişilere duyurulması istenmektedir.

Bu uygulama 551 sayılı mülga Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 96. maddesi uyarınca “patent sahibi, patent konusu buluşu, patentin verildiğinin ilgili Resmi Patent Bülteni’nde ilanından itibaren en geç 3 yıl içinde kullanmaya başlamak ve bunu Türk Patent Enstitüsü’ne bildirmek zorundadır.” şeklinde ifade edilmekte idi. Ayrıca fiilen kullanım var ise “buluşun kullanımının kanıtlanması için gerekli belge, Ticaret veya Sanayi Odası veya Meslek Odaları veya Kuruluşları tarafından düzenlenir. Bu belge buluşun kullanıldığı sınai işletmedeki üretimin incelenmesi sonucunda ve talep edilmesini izleyen en geç 3 ay içinde düzenlenir.  Belgede patent konusu buluşun uygulandığı ve buluş konusu ürünün üretilerek satıldığı belirtilir.” Şeklinde ifade edilen KHK Madde 97 göre kullanımın ispat edilebilmesi için üretim yapılan sahaya gelecek eksperler tarafından düzenlenen ekspertiz raporunun kuruma sunulması halinde kullanım ispatı yapılmış kabul edilmekte idi. Bunun yanında kullanım, buluş konusu ürünün Türkiye’ye ithal edilmesi şeklinde gerçekleşmekte ise, İthalat Belgesi’nin kullanım belgesi olarak verilmesi gerekmekte idi.

Yukarıda bahsedilen tüm bu uygulamalar zaman ve masraf yönünden başvuru sahiplerini zorlamakta idi. Ayrıca kullanım ispatı talebinin Türk Patent ve Marka Kurumu’na iletilmemesi sonucu herhangi bir yaptırım uygulanmaması nedeni ile çoğu zaman patent konusu buluş, fiilen kullanılsa dahi firmalar tarafından kullanım talebinin kuruma iletilmesi ayrı bir zaman ve takip gerektirdiği için çok tercih edilmemekte idi.

Öte yandan patent konusu buluşun geçerli bir neden ile (örneğin ruhsatlandırma, standartlara uygunluk, teknik, ekonomik veya hukuki nedenler gibi)  kullanılamaması halinde, mülga KHK madde 100 uyarınca bu durumun başvuru sahibi tarafından beyan edilerek, ilgili beyanın Türk Patent’e iletilmesi yeterli idi.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile birlikte bu konuda da başvuru sahipleri lehine bir gelişme kaydedilmiştir. Buna göre mülga KHK’da uygulanan kullanmama talebinde olduğu gibi patent konusu buluşun kullanımının da SMK başvuru sahibi tarafından kuruma beyan edilmesi yeterli olacaktır. Böylece kullanımın ispat edilmesi yükümlülüğü kaldırılmıştır. Uygulamada yaşanan kolaylık başvuru sahipleri tarafından kullanma yükümlülüğünün kuruma daha kolay bir şekilde bildirilmesini sağlayacak olmakla beraber, kullanımın ispatlanmasının mahkeme nezdinde zorunlu lisansa yönelik doğacak bir ihtilaf durumunda istenebileceği tahmin edilmektedir. Ayrıca SMK uyarınca kullanım yükümlülüğüne ilişkin sürelerde de ufak bir değişiklik olmuştur. Buna göre mülga KHK’da belge yayının bültende yapılmasından itibaren 3 yıl içinde kullanım ispatı yapılması gerekiyor iken 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte bu süre ilgili maddede şu şekilde açıklanmıştır.

 

SMK Madde 117 (7)

“Patent sahibi veya yetkili kıldığı kişi, patentle korunan buluşu kullanmak zorundadır. Kullanım, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren üç yıllık veya patent başvurusu tarihinden itibaren dört yıllık sürelerden hangisi daha geç sona eriyorsa, bu süre içinde gerçekleştirilir. Kullanımın değerlendirilmesinde pazar şartları ve patent  sahibinin  kontrolü  ve  iradesi  dışındaki  şartlar  göz  önünde  tutulur.  Objektif  nitelik  taşıyan ruhsatlandırma, standartlara uygunluk, değişik alanlarda yeni uygulamaların yapılmasına ihtiyaç duyma gibi teknik veya ekonomik veya hukuki sebepler patentin kullanılamamasının haklı sebepleri olarak kabul edilir. Patent konusu buluşun kullanılmasını engelleyecek nitelikte olan bu sebepler, patent sahibinin kontrolü ve iradesi dışındaki sebepler olarak kabul edilir.”

 

Bu konuda dünyadaki uygulamalara bakıldığı zaman patent konusu buluşun kullanımının teşvik edildiği ancak kullanım ispatının resmi yollarla yapılması uygulamasının her ülkede zorunlu olmadığı görülmektedir. Genel uygulamada kullanılmayan ve kullanılmaması için geçerli sebep bulunmayan bir buluş zorunlu lisansa konusu olmaktadır. Türkiye’nin de Sınai Mülkiyet Kanunu ile dünyadaki uygulamalara daha uyumlu ve başvuru sahiplerini daha memnun edecek bir düzenlemeye gittiği görülmektedir. Böylece son dönemde müvekkillerin aktif olarak yöneldikleri vergi indirimi teşviki düzenlemesinin bir ayağı olan kullanımın beyan edilmesi eskisine göre çok daha az maliyetli şekilde gerçekleştirilebilecektir.

Gizem Dilan Özmen

Patent Bölümü Yöneticisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir