Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu’nda Önemli Değişiklik : Muvafakatname

Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, yurtdışında genel olarak uygulanan bir prosedür olan “muvafakatname” bir diğer adıyla “onay mektubu” uygulaması Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından da kabul görecektir. Muvafakatname alınması prosedürü, birebir marka ile karşılaşılması durumunda bile, ilgili markanın sahibinden muvafakatname alınması halinde, başvurunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından söz konusu birebir marka sebebiyle reddedilmesinin önüne geçilmesini sağlamaktadır. İlgili hüküm, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. Maddesinde, “Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması hâlinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” olarak açıkça belirtilmiştir.

Yurtdışında pek çok ülkede, ret kararı aşamasında, benzer görülen marka sahiplerinden onay mektubu alınarak, olası bir ret kararının önüne geçilebilmektedir. Aynı zamanda, araştırma aşamasında da riskli görülen başvuruların marka sahipleri ile iletişime geçilerek, yeni başvuruya onay vermeleri talep edilerek, potansiyel ret kararları da engellenebilmektedir.

Yeni uygulama ile beraber, onay mektubu alınması durumunda, aynı sektörde yer alan birebir markaların farklı firmalar tarafından tescil edilmesinin de önü açılacaktır. Bu noktada, yeni marka başvurusu sahibi, markası uzun yıllardan beri tescilli olan ancak markasını kullanmayan önceki tarihli birebir marka sahibi firma ile görüşerek, onay mektubu alabilecek ve markasının tescil işlemine devam edebilecektir. Ancak diğer bir yandan, onay mektubu alınmasıyla, farklı firmalar tarafından üretilen ve halihazırda aktif kullanımı olan aynı markalı ürünler de aynı raflarda satılabilecektir. Birebir markalı ürünlerin aynı raflarda satılması ise tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet verebilecektir. Ayrıca, yeni marka başvurusuna onay veren eski marka sahibinin, ürününün Türkiye’de tanınan ve çok satılan bir ürün olması, pazara yeni çıkacak olan birebir markalı ürün sahibine, markanın tanınmışlığı sebebiyle haksız kazanç da sağlayabilir. Bu konuda, örnek olarak Güney Kore, Yunanistan ve Polonya gibi Patent Ofisleri onay mektubu uygulamasını, birebir markalar için kabul etmemektedir. İlgili Patent Ofisleri, markanın başvuru veya ret kararı aşamasında, ilgili ret kararının birebir bir marka sebebiyle verilmesi halinde, önceki tarihli birebir marka sahibinden onay mektubu alınması durumunda onay mektubunu kabul etmemektedir. Dolayısıyla, söz konusu ret kararı, onay mektubunun Ofise sunulması ile aşılamamaktadır. Bu uygulama, özellikle tüketiciler nezdinde markaların karışıklığa yol açmaması açısından uygulanmaktadır.

Ayrıca yönetmelikte 10. maddenin 4. fıkrasında “Muvafakatname, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Muvafakatname Kuruma sunulduktan sonra geri alınamaz” ifadesi eklenmiştir. Dolayısıyla, yeni yapılan bir başvuruya muvafakatname verilmesi ve sonraki aşamada marka sahibi ile herhangi bir konuda uyuşmazlık yaşanması halinde, Ofise sunulan muvafakatname geri alınamayacaktır.  Bu durumda, onay mektubu verilirken aynı zamanda taraflar arasında birlikte var olma anlaşması gibi bir anlaşma yapılarak, verilecek olan muvafakatnamenin şartları ilgili anlaşma ile belirlenebilir. Karşı tarafın ilgili şartlara uymaması halinde ise, sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayanarak Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu ile çözüm yoluna gidilebilir.

Muvafakatname uygulaması ile beraber, aynı holdinge bağlı iştiraklerin, holdingden muvafakatname alarak holding logosunu tescil ettirmelerinin de önü açılmıştır. Bu durumda, eskiden holding iştirakleri, holdinge ait bir logonun kullanımı için holdingden lisans almaktayken, artık muvafakatname alınarak ilgili markanın iştirak şirketler adına tescil edilmesi de mümkün olabilecektir.

Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yeni bir uygulama olan onay mektubu mekanizmasının, uygulamada nasıl işleyeceğini önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz. Bu noktada, marka sahiplerinin, özellikle birebir başvurulara onay mektubu vermeden önce markalarının ilgili pazardaki yerini ve marka için yapılan yatırımları detaylı olarak düşünmelerinin, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına önemli olduğunu düşünmekteyim.

Selen Yudum Aydın

Yurtdışına Marka Uzmanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir