6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve Patent Korumasına Getirdiği Yenilikler

Oldukça yoğun ve sancılı bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde fikri haklar alanında önemli ve umut verici bir gelişme olan Sınai Mülkiyet Kanunu beklenmedik bir hızla yürürlüğe girmiştir.

Türkiye’de patent verilmesine ilişkin ilk kanun olan 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunu ve Türk Patent Enstitüsü’nün kurulmasının ardından 1995 tarihinde yürürlüğe giren 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin fikri haklar alanında ülkemizi bir yere kadar getirebildiği görülmüştür. Zaman ilerledikçe, dünya ve ülkemiz geliştikçe mevcut hüküm ve bağlı olduğumuz mevzuatın ihtiyaçlara tam olarak karşılık veremediği görülmüştür.  Buradan hareketle özellikle son birkaç yıldır, yeni bir kanun oluşturulmasına ilişkin çalışmalar hız kazanmıştır. Öncesinde -eski adıyla- Türk Patent Enstitüsü’nün patent araştırma ve inceleme raporlarının tümünü kendi bünyesinde hazırlama hedefini büyük oranda yakalaması ve ardından Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı(WIPO) nezdinde araştırma ofisi olmasının kabul edilmesi gibi önemli gelişmeler yaşanmıştır. Son olarak da büyük bir merakla beklenen 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu 10 Ocak 2017 Tarihli ve 29944 Sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanmıştır. Bu kanun marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması düzenlemelerini içermektedir. Söz konusu kanun ile birlikte Türk Patent Enstitüsü’nün adı da “Türk Patent ve Marka Kurumu” olarak değiştirilmiştir.

Bu yazı ile bahse konu Kanunun patente ilişkin kısmı değerlendirilerek, getirdiği yenilik ve değişikliklerin neler olduğu konusunda okuyucunun kısaca bilgilendirilmesi hedeflenmektedir.

İlk olarak bu kanunda, 551 sayılı KHK’da bulunmayan, buluşçuların isminin gizli tutulabileceğinden bahsedilmektedir. Madde 90 (5). Fıkrada bu husus “Buluşu yapan başvuruda belirtilir. Ancak buluşu yapan isminin gizli tutulmasını isteyebilir.” şeklinde belirtilmektedir.

İkinci önemli nokta, araştırma taleplerine ilişkindir. 551 sayılı KHK’da Madde 56’da “Başvuru sahibi, başvuru tarihinden itibaren on beş ay içinde tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma yapılmasını Enstitü’ den talep eder ve ilgili ücreti öder.” şeklinde iken 6769 sayılı kanunda Madde 96 (1). Fıkrada “Başvuru sahibi başvuru ile birlikte veya bildirime gerek olmaksızın başvuru tarihinden itibaren on iki ay içerisinde ücretini ödemek kaydıyla araştırma talebinde bulunur.” denmektedir. Yani başvurunun devamı için zorunlu bir aşama olarak kabul ettiğimiz araştırma talebi ile ilgili olarak başvuru sahibine hem hızlı hareket edebilme şansı tanınmış, hem de süre on beşten on iki aya düşürülerek sürecin kısalması ve hatta on iki aydan önce araştırma raporunun başvuru sahibine ulaşması şansı yükseltilmiştir. Bu sebeplerle bu değişimin önemli olduğu ve genel olarak da belge alım sürecinin kısalmasına olumlu katkı sağlayacağı düşünülebilir.

Yeni kanun ile faydalı model başvurularında da araştırma talebi artık zorunlu hale getirilmiştir.  551 sayılı KHK Madde 160’da “Patentler için Enstitü tarafından düzenlenmesi öngörülen, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporu faydalı model belgeleri için düzenlenmez.  Ancak, faydalı model belgesi başvurusu sahibi veya faydalı model belgesi sahibi tarafından, tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporu düzenlenmesi, Enstitü’ den özel olarak talep edilmesi halinde tekniğin bilinen durumu ile ilgili araştırma raporu, faydalı model belgesi için de düzenlenir.” şeklinde isteğe bağlı iken, yeni kanun Madde 143 (5). Fıkrada “Başvuru sahibi başvuru ile birlikte veya herhangi bir bildirime gerek olmaksızın şekli şartlara uygunluk bakımından bir eksikliğinin olmadığının veya eksikliklerin süresi içinde giderildiğinin bildirildiği tarihten itibaren iki ay içinde ücretini ödeyerek ve yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olarak araştırma talebinde bulunur. Aksi takdirde başvuru geri çekilmiş sayılır.” denmektedir.

 

Bir diğer önemli değişimin uzun süredir üzerinde konuşulan incelemesiz sistemin tamamen kaldırılması olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda artık araştırma raporu sonrasında başvuru sahipleri inceleme süreci ile karşı karşıya olacak ve inceleme talebi, sürecin devamı için mecburi bir basamak olacaktır. Bu durum, kanunda Madde 98 (1) . fıkrada “Başvuru sahibi, araştırma raporunun bildirim tarihinden itibaren 3 ay içinde ücretini ödeyerek incelemenin yapılmasını talep eder. Aksi takdirde başvuru geri çekilmiş sayılır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu durumun bir diğer sonucu, artık 3 farklı koruma süresi yerine 20 (patent için) ve 10 (faydalı model için) yıl olmak üzere 2 farklı koruma süresinin olmasıdır.

Yıllık ücretlerle ilgili olarak ise, ödemelerin artık 3. yıldan başlatıldığı görülmektedir. Avrupa Patent başvurularından alışık olduğumuz bu durum artık Türkiye’de de uygulanacaktır. Konuya ilişkin kanun Madde 101 (2). fıkrada “Patent başvurusu ve patentin korunması için gerekli olan yıllık ücretler, patentin koruma süresi boyunca, başvuru tarihinden itibaren ikinci yılın sona erdiği tarihte ve devam eden her yıl vadesinde ödenir.” şeklinde belirtilmiştir.

İtiraz konusunda da yeni bir uygulama getirilmiştir.  Buna göre Madde 99 (1). fıkrasında “Üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren 6 ay içinde ücretini ödeyerek patente itiraz edebilir.” denmektedir. Yani yine Avrupa Patent başvuruları mevzuatı ile uyumlu olarak, patent verildikten sonra bir itiraz sistemi getirilmiştir. Bu sistem ile patent verilmesi kararından sonra patentin hükümsüz kılınması ya da koruma kapsamının daraltılmasının önü açılmaktadır.

Yukarıda Patent konusunda verilen bilgi ve yeniliklerin tümü beraber düşünüldüğünde, çok uzun sürmesinden hep şikayet edilen patent sürecinin kısaltılmasının hedeflendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, incelemenin zorunlu bir aşama olması ve faydalı model başvurularında da araştırma talebinin mecburi hale getirilmesi ile başvuruların nitelik ve kalitelerinin artırılmasının hedeflendiğini söyleyebiliriz. Genel anlamda bu kanunun, tanınan sürelerde hak kaybına uğranılmaması ve başvurunun devamlılığı için yeni düzenlemelerle bu şansın yükseltildiği, daha pozitif bir yaklaşıma sahip olduğu görülmektedir.

Sayın M. Kaan Dericioğlu’nun ifade ettiği gibi “Günümüz ekonomisinde, bir şirkette inovasyonun yönetilmesi, şirketin kendi yenilikçi ve yaratıcı kapasitesinden azami yararı elde etmesini sağlamak için patent sisteminin iyi bilinmesini gerektirmektedir.” (M. Kaan Dericioğlu, Buluşlar ve Patent Sistemi, Boğaziçi Üniversitesi, Ağustos 2016, sayfa 18) Önemli yenilikleri içinde barındıran bu kanunun yaşatılabilmesi ve ülkemiz için dilenen iyi sonuçlara ulaşabilmesinde şimdi biz patent vekillerine önemli görevler düşmektedir. Türkiye’nin artık yeni çözüm ve fikirlere daha çok ihtiyacı olan bu günlerde, bu kanun bizleri bir basamak daha ileri taşıyacaktır.

Tuğba Gündemir

Patent Prosedür Birimi Yöneticisi

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir