Haklarımız Kimin Gözüyle Değerlendiriliyor?

Buluşlarımız, markalarımız veya tasarımlarımızı korumak adına; belge alım, itiraz veya dava süreçlerinde ilgili kanun ve içtihatlar dahilinde bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuç alıyoruz. Fakat her konu kendi özelinde farklılaşabiliyor ve de içimizi rahatlatacak nitelikte net ve determinist beklentilerimiz karşılığını bulamıyor. Fikri Haklar söz konusu olduğu zaman; 2×2’nin 4 ettiği bir ortamda hiçbir zaman olamıyoruz. Kuantum fiziğinin gözlemci kavramı ile yarattığı kafa karışıklığının bir benzerini bizler çok uzun yıllardır fikri haklarımızı koruma mücadelesinde yaşıyoruz. Çünkü Fikri Haklar ortamında, sonucu kestirmek kolay değil ve sonuca etki eden aslında çarpma işlemini yapan kişinin kim olduğu. Bu kişi koruma türüne göre; bazen tüketici, bazen bilgilenmiş kullanıcı bazen de alanında uzman bir kişi olabiliyor. Değerlendirmeyi yapan kişi veya kişilere, onların yorumlamasına bağlı olan kararlar; itirazlara, ikinci itirazlara, davalara, kararların bozulmasına kadar uzun bir mücadeleyi gerektirebiliyor.

BIP-Rightsu değerlendirmelerin hepsi hayali bir karakterin karıştırma ihtimali, genel izlenim itibariyle benzer bulma ihtimali ya da aşikar bir şekilde çıkaramayacağı bir buluş olma ihtimali üzerinden yürütülüyor. Markada o ürünün tüketicisinin karıştırma ihtimali üzerinden bir yorum yapılırken, tasarımda o ürün ile ilgili bilgilenmiş kullanıcı gözüyle bir değerlendirme yapılıyor. Buluşlar söz konusu olduğunda ise, o teknik alanda bir uzman sahne alıyor. Her üç konuda da; araştırmayı, incelemeyi, değerlendirmeyi yapan resmi görevli; kendisini hayali bir karakterin yerine koymak durumunda kalıyor ve o hayali karakterin karşısına çıkan duruma nasıl tepki vereceğini bulmaya çalışıyor.
Markalar söz konusu olduğunda, öncelikle tüketicinin kim olduğunun ve nasıl bir ortamda alışverişin gerçekleştiğinin tespiti yapılıyor. Alışveriş esnasında tüketicinin ne kadar dikkate ihtiyacı olup olmadığı da kararı etkiliyor. Bu sebeple araba alan biri ile sakız alan birinin alışveriş esnasındaki dikkat seviyeleri arasında büyük bir fark olması, araba alanın kolay kolay aldatılamayacağı faktörünü ortaya koyuyor. Uydurma bir markadan örnek vermek gerekirse; “DETRO” marka bir araba alacakken “DEKRO” marka bir araba almak ihtimali ne kadar düşükse, söz konusu marka bir sakız markası olduğunda karıştırma ihtimali de bir o kadar yükseliyor.
Tasarımlarda ise, değerlendirme yapılırken; bilgilenmiş kullanıcının tasarımları genel izlenim itibariyle benzer bulup bulmadığına bakılıyor. Bilgilenmiş kullanıcının kim olduğu, ne tür bilgilere sahip olduğu, neyi benzer bulup neyi bulmadığı ise; Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’de yer almıyor.

Bilgilenmiş kullanıcıyı tanıyabilmek adına bizlerin de emsal olarak kullanabildiği Avrupa kararlarına başvurmak durumunda kalıyoruz.
Avrupa kararlarında bilgilenmiş kullanıcı; dikkatli, pazardaki mevcut ürünleri bilen, bu ürünleri alan ve belki de satan, internetten inceleyen, kataloglardaki ürünleri bilen biri olarak tanımlanıyor. Bu kişinin dikkatli olduğu ama önemsiz, minik detayları incelemediği, benzerliği genel izlenim itibariyle değerlendirdiği, aynı zamanda ürünün tasarımcısı kadar bilgili de olmak zorunda olmadığı belirtiyor. Bu hayali karaktere bürünmeden önce benzer görülen tasarımlar, bu karaktere bürünüp ürünleri tanıdıktan sonra farklılaşmaya başlıyor. Aynı gibi görünen otomobil koltuklarının, dikkatle bakıldıktan ve diğer tüm koltuklara ve onların birbirlerinden nasıl farklılaşmayı seçtiklerine hakim olunduktan sonra farklılıkları görünür olmaya başlıyor.

ip-image-reduced.zp53671Değerlendirme yapılırken ayakkabılarının giyilmesi gereken bu hayali karakter; markadan tasarıma, tasarımdan buluşa doğru artan bir şekilde donanım ve bilgi kazanıyor. Buluşlar söz konusu olduğunda, alanında uzman bir kişiden bahsetmeye başlıyoruz. Bu kişi de Avrupa kararlarında tanımlanıyor. Sonsuz bir kütüphanede, tekniğin bilinen durumuna hakim, kendini sürekli geliştiren, çözümü başka teknik alanlarda arayabilen bir kişi ya da bir ekip olarak ifade edilen bu hayali karakter veya karakterler; o alandaki tüm bilgilere ulaşabiliyor durumdalar ama buluş yapma becerileri yok. Buluş yapma becerileri olmadığı için de sonsuz kütüphanede karşılarına çıkan iki farklı bilgiyi, dokümanların birinde yazılı bir yönlendirme olmadığı sürece yaratıcı bir şekilde birleştirip bir sonuca varamıyorlar. Eğer bu buluş yapma becerisi olmayan kişi veya kişiler, önlerine gelen patent başvurusunda bahsi geçen buluş iddiasını sonsuz kütüphanedeki bilgi-lerden aşikar bir şekilde çıkaramıyorsa patent kriterlerinden “buluş basamağı” kriteri sağlanmış oluyor.
Fikri haklarımızı korurken attığımız her adımda birileri haklarımızın niteliği, kapsamı ve varlığı üzerine karar vermek durumunda kalıyor ve bu karar vericiler kendilerini hayali bir karakterin yerine koyarak olasılıklar üzerinden çıkarım yapıyor. Bu nedenle, bu konularda eğer beklentilerimiz; net, kesin cevaplar ise karar vericilerin kafalarındaki hayali karakterlerin yüzünden hayal kırıklığına uğrayabiliyoruz. Bu noktada bu hayali karakterlerin nasıl olması gerektiğine dair ne kadar bilgi sahibi olursak, çıkacak sonuçları o kadar doğru tahmin edebilir ve karar vericilerin olası yanlış kararlarına itirazlarımızı sağlam temellere oturtabiliriz.

Haklarımız Kimin Gözüyle Değerlendiriliyor?” için bir yorum

  • 19 Mart 2016 tarihinde, saat 16:52
    Permalink

    Türkiye nin de uluslar arası tanınan markalar çıkartması çok hoş senelerden bu yana verdiğiniz emek ve hizmet için teşekkürler.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir