Avrupa’nın hayali “Ortak Patent” şekilleniyor

Sırasıyla 1993 ve 2001 yıllarında hayata geçirilen “Topluluk Markası” ve “Topluluk Tasarımı” kavramlarını, “Topluluk Patenti” kavramı tüm çabalara rağmen bir türlü takip edememişti.
Mart ayında, Avrupa Birliği’nin 27 üyesinden 25’inin ortak patent üzerinde geliştirilmiş işbirliğine devam kararı almasının ardından; 13 Nisan 2011 tarihinde Avrupa Komisyonu 70li yıllardan bu yana tartışılan fakat uzlaşılamaya varılamayan “ortak patent koruması” için iki tasarı sundu.
Geçen yıl Paris’te düzenlenen AIPPI Konferansında çeşitli Avrupa ülkelerinin hâkimleri tarafından dile getirilen ve bu proje bizim hayalimiz diye vurgulanan bu kavramın gerçekleşmeye çok yakın olması, bu tasarılara gösterilecek yaklaşımlara bağlı görülüyor çünkü özellikle kullanılacak diller açısından büyük bir anlaşmazlık söz konusu. Yıllardır süre gelen hayal, işte bu dil anlaşmazlığı yüzünden bir türlü hayata geçirilememiş olduğundan; komisyon çözüm olarak “isteğe bağlı ortak patent” kavramını öneriyor ve seçimi buluş yapana bırakıyor.
Mevcut sistemin karmaşık ve çeviri masrafları nedeniyle de çok pahalı olması Avrupa Konseyi tarafından inovasyonun önünde büyük bir engel olarak görülürken, eğer tasarı hayata geçebilirse Avrupa’da patent harcamalarında %80 oranında bir düşüş sağlanacağı ve inovasyonun önünün de açılacağı vurgulanıyor. Etken bir fikri haklar yönetimi olmadan inovasyon, inovasyon olmadan da ekonomik kalkınmanın oluşamayacağını söyleyen komisyon uzlaşmaya varılamayan İtalya ve İspanya’nın katılımını da umut ettiklerini belirtiyor. İtalya ve İspanya ise duruşunda kararlı olmasının yanı sıra kurulacak olan Topluluk Patent Mahkemesine de karşı çıkıyor ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmayı planlıyor.
Birinci tasarının önerisi; EPO tarafından verilen patent belgesinin (eğer buluş sahibi istiyorsa) 25 ülkede birden geçerli olabilmesiyken, İkinci tasarı ortak patentin çeviri düzenlemelerini içeriyor ve İngilizce – Almanca – Fransızca olan eski sistemin devam etmesini öneriyor. Manuel bir çeviri ihtiyacına ise, yakın zamanda devreye girecek olan yüksek kaliteli bilgisayar destekli tercümeler sayesinde gerek duyulmayacağı belirtiyor. Bilgisayar destekli tercümelerin tamamıyla kullanıma hazır hale gelmesine kadar ise, geçiş dönemi için alınabilecek önlemler sunuluyor. Bu süre boyunca başvuru istenilen dilde yapılabilecekken, çeviri masrafları telafi edilecek ve belge alındıktan sonra istemler diğer iki dile de çevrilecek.
EPO’nun bazı ekstra görevler üstlenmesi de önerilerin arasında yer alırken, EPO bu ek görevleri yerine getireceğini ve böylelikle tasarının yürürlüğe girmesi ile birlikte tüm hazırlıklarını tamamlamış ve alt yapısını kurmuş olacağını belirtiyor.
Patent masraflarını düşürme amaçlı çalışmalardan biri de 2008 yılında imzalanan Londra Anlaşması. Bu anlaşma uyarınca da; İngilizce veya Almanya veya Fransızca’nın resmi dil olduğu ülkelerde, bir çeviri yapılma gerekliliğinin olmaması. Resmi dili bu üç dilden biri olmayan ülkeler, bu üç dilden birini seçip sadece ona çevrilmesini talep edebilecekler ayrıca dilerlerse istemlerin kendi resmi dillerine çevrilmesini de isteyebilecekler. Ayrıca bir uyuşmazlık durumunda dilerlerse uyuşmazlığa konu olan patent belgesinin kendi resmi dillerine çevrilmesini talep edecekler. Bu anlaşma da aynı tartışmaları beraberinde getiriyor ve EPO tarafından benimsenen üç dilin hakimiyeti pek çok ülke tarafından sorgulanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir